​Kelimelerin Gölgesinde Kaybolan Çocukluk








                       KELİMELERİN GÖLGESİNDE KALBOLAN ÇOCUKLUK
Bu derin ve içten serzeniş, çocukluğu "büyümüş gibi davranarak" elinden alınan bir neslin hüzünlü bir panoramasını sunuyor.

 ​Kelimelerin Gölgesinde Kalan Çocukluk: Erken Büyütülmenin Melankolisi ​Toplumun birey üzerindeki inşası, bazen biyolojik gelişimle uyumlu gitmez.
 Özellikle geleneksel yapılarda, çocuklara atfedilen "büyüklük" sıfatları, aslında onlara verilmiş birer ödül değil, sırtlarına yüklenmiş erken olgunluk yükleridir.
 "Kocaman adam oldun," "Genç kız oldun" gibi söylemlerle şekillenen bu süreç, çocuğun ruhsal dünyasında telafisi güç gedikler açmaktadır. ​Sözcüklerin İllüzyonu: On Beş Yaşın Aldatmacası ​Bir çocuğa "büyüdün" dendiğinde, o çocuk bu sözün ağırlığı altında ezilmemek için çocukluğunu bir kenara bırakır.
 On beş yaş[ERGENLİK] aslında bireyin hala şefkate, korunmaya ve bir anne kucağının güvenine en çok ihtiyaç duyduğu "eşik" dönemidir.
 Ancak toplumsal dil, bu eşiği bir sınır çizgisi gibi kullanır. Birey, gerçekten büyüdüğünü sanarak geçirdiği bu yıllarda, aslında sadece yetişkinlik taklidi yapan bir çocuktur. ​
Nesiller Arası Bakış Açısı ve Farkındalık ​Geçmişin "küçük yetişkinleri" bugün on beş yaşındaki çocuklara baktıklarında, aslında kendi kayıp çocukluklarını görürler.
 Bugünün çocuklarında görülen o "çocuksu" yan, aslında olması gereken doğal süreçtir. 
 Geçmiş neslin trajedisi ise şudur: Bizler büyümeyi bir meziyet sanırken, elimizden alınan şeyin paha biçilemez bir hak olan 'çocukluk' olduğunu çok geç fark ettik. ​
"Bizi sözlerle büyüttüler; oysa biz, o devasa kelimelerin içinde kaybolmuş küçücük çocuklardık. " ​
Sonuç: Yarım Kalmış Bir Gelişimin İzleri ​ Erişkinlik, sadece yaşla veya söylenen sözlerle kazanılan bir statü değildir.
 Ruhsal olgunluk, çocukluğun tüm aşamalarını sağlıklı bir şekilde tamamlamayı gerektirir. Erken büyütülmüş her yetişkinin içinde, hala anne kucağında huzur arayan o on beş yaşındaki çocuk gizlidir.

 Bugün geriye dönüp baktığımızda anladığımız en acı gerçek şudur: Büyümek aceleye getirilmemesi gereken bir yolculuktur ve hiçbir çocuk, sadece 'öyle söylendiği için' büyümüş sayılmaz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ÖZGÜRLÜK MÜ! AİLE BİRLİĞİ Mİ!

İyilikten Maraz Doğar